
Miami’ye Ruh Veren 3 Mahalle
Miami Beach’in Miami’ye köprülerle bağlanan farklı bir ada-şehir olduğunu bir önceki yazımda belirttiğim ve Miami Beach’in keyfine varmanın 7 farklı yolunu yine aynı yazımda anlattığım için bu sefer odağımda sadece Miami var. Miami’yi yakından tanıyabilmek için şehre ruhunu veren üç mahalleye – Little Havana, Wynwood, ve Coconut Grove – doğru bir yolculuğa çıkacağız. Haydi o zaman serüven başlasın!
1. Little Havana
Gerçek şu ki, Little Havana’nın sokaklarında yürümeden, domino oynayan emeklileri seyretmeden, yüzlerce çeşit puronun arasında kaybolmadan, Küba kahvesini yudumlamadan, sadece İspanyolca konuşan garsonlardan sipariş vermeden Miami’yi tam olarak görmüş sayılmazsınız.
Tüm bunları yapabilmek içinse doğru adres Little Havana’nın kalbi Colle Ocho caddesi. Sağlı sollu dükkanların, kafelerin, barların ve restoranların sıralandığı bu caddede yürürken duyacağınız Latin ezgileri ve rast geleceğiniz güler yüzlü insanlar size Amerika’da olduğunuzu unutturabilir.
Cadde boyunca yürürken insan boyundaki rengarenk horoz maketleri dikkatinizi çekecektir. Horoz imgesi neredeyse tüm Karayipler’de kullanılıyor olsa da Little Havana denince akla kadrajın içinde horoz maketlerinin olduğu sokak fotoğrafları gelmekte.
Colle Ocho üzerinde yürürken gözünüz biraz da kaldırımlarda olsun zira bu cadde Walk of Fame’nin (Ünlüler Yolu) Latin versiyonuna sahip. Miami’ye boşuna batı yakasının Los Angeles’i denilmiyor, değil mi? Cadde boyunca ilerlerken emekli Kübalıların günlerinin büyük bir bölümünü domino oynayarak geçirdiği Maximo Gomez Park’ı ya da namı diğer Domino Park’ı göreceksiniz. Kahvehane kültürüne çok da uzak olmayan bu görüntüdeki en büyük eksik ise tavşan kanı çaylar.

Kan şekerinizin düşmeye başladığını hissederseniz Colle Ocho üzerinde yer alan turistik bir mekan yerine lokal bir alternatif düşünebilirsiniz. Kübalıların arasına karışıp size İspanyolca servis yapan garsonlardan yemek sipariş etmek ve bol kepçe bir öğünü gayet makul bir fiyata yiyebilmek için El Nuevo Siglo Süpermarket doğru tercih. Burası adından da anlaşılabileceği gibi esasında bir market ama marketin bir köşesi bar ve restoran olarak dizayn edilmiş. Özellikle Latinler tarafından tercih edilen mekanda pilav, kızartılmış muz ve fasulye çorbası eşliğinde servis edilen kızartılmış tavuk göğsünü 6 dolara afiyetle yiyebilirsiniz.
Güzel bir yemeğinin üzerine bir de kahve derseniz, Cuba Tobacco Cigar Co.’nun üç dükkan solundaki küçük mekandan bir cafe Cubano yani Küba kahvesi alıp yürüyüşünüze devam edebilirsiniz. Sert ama kolay içimli olan bu kahveyi sipariş ederken Kübalıların kahveyi şeker ilavesiyle servis ettiklerini unutmayın.

2. Wynwood
Bir zamanların endüstri mahallesi Wynwood, bugün rengarenk sokaklarıyla Miami’nin en ilgi çeken bölgelerinden. Wynwood’un büyük dönüşümü, emlakçı Tony Goldman’ın konsept projesini 2009 yılında hayata geçirmesiyle başlamış. Goldman, 2009’a kadar atıl durumda olan altı sanayi binasını satın alarak buraya dünyaca ünlü duvar sanatçılarını davet etmiş. Sanatla canlanan bu küçük alan mahalleye olan ilgiyi ve yatırımı arttırmış.

Wnywood’a varınca büyük dönüşümün temelinin atıldığı o küçük alana yani Wynwood Walls‘a uğramadan olmaz ancak mahalleyi daha iyi tanıyabilmek için sokakları birbirine bağlayan grafitilerde kaybolmak gerek. Yürümekten ve fotoğraf çekmekten yorgun düştüğünüz anda kendinizi sanatla yaşamın buluştuğu onlarca mekandan birine atın.

3. Coconut Grove
Miami şehir merkezinin hemen güneyinde yer alan Coconut Grove, bohem havasıyla Miami’nin diğer mahallelerinden çok farklı. Butik dükkanları, gurme restoranları, yemyeşil parkları ve Biscayne Körfezi’nin parıltılı sularıyla Coconut Grove, hayatı kolayından alabilenlerin mahallesi.
Coconut Grove’u keşfetmeye park ve bahçelerinden başlayabilirsiniz. Bunun için Vizcaya Müzesi ve Bahçesi (Vizcaya Museum and Gardens) doğru bir başlangıç. Villa Vizcaya olarak da bilinen yapı, 1914 ile 1922 arasında James Deering adındaki iş adamı tarafından inşa ettirilmiş. Rönesans mimarisini örnek alan yapı, Amerika’daki en önemli İtalyan mobilya takımı koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapıyor. Villanın yanı sıra geniş bahçesi ile de büyülü bir atmosfere sahip olan komplekse giriş ücreti yetişkinler için 18 öğrenciler içinse 10 dolar.

Villa Vizcaya’dan sonra Coconut Grove’un kalbindeki The Barnacle Historic State Park’a uğrayabilirsiniz. 1891’de mahallenin ilk sakinlerinden olan Ralph Munroe tarafından inşa ettirilmiş olan malikhane, bugün Florida eyaleti tarafından milli park statüsünde korunuyor. Biscayne Körfezi üzerine inşa edilen ilk yapılardan biri olmasının yanında geniş bahçesiyle de insana huzur veren bir yer burası. Barnacle Milli Park’ına giriş ücretsiz.

Temiz hava iştahınızı açtıysa ve Meksika mutfağını seviyorsanız Barnacle Milli Park’ına yürüme mesafesiyle 4 dakika uzakta olan El Taquito’da etli ya da tavuklu üç tacoyu 6 dolara yiyebilirsiniz. Eğer taco ile aranız yoksa lezzetli bir burger için Lokal Burgers doğru adres. Burger fiyatları 12-16 dolar arası değişiyor, sandviçlerse ortalama 15 dolar. Yemekten sonra kendinizi şımartmak isterseniz, El Taquito’nun çaprazında yer alan Smooshies’in nitrojen dondurmasını 6.5 dolara deneyebilirsiniz. Dondurma tabanlı, sütlü çikolata esaslı ve iri çikolata tanecikli nitrojen dondurma, kulağa klasik bir tercih gibi gelse de tadı damağınızda kalacak cinsten.
Coconut Grove’un atmosferi sizi teslim alırsa ve bu esnada hava da kararmaya başlıyorsa kendinizi güzel bir akşam yemeği ile şımartın. Strada in the Grove, unutulmayacak bir akşam yemeği için doğru adres. Bu İtalyan restoranında makarna fiyatları 12 ile 21 dolar arasında değişiyor. Biraz da protein derseniz pollo a la champagne’i (şampanya soslu tavuk) deneyebilirsiniz (23 dolar).
Daha fazla seyahat hikayesi için instagram sayfamı ziyaret edin.